© Vehyor 2026 – Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz.
← Tüm Bölümler

Kehanet veya Akıl Yürütme
[9. Bölüm]

Avcılar Birliğinin çadırlarının olduğu koruluğa doğru yürürken rüzgârın şiddetini arttırdığını hissedince pelerinine daha sıkı sarındı, sabahki güzel hava bozmaya başlamıştı. Rantem Usta'nın dükkanında gördüğü adam yüzünden dün bu yolu koşarak geçmişti. Belki de adamın sahiden gorphanlarla bir alakası vardı. Letruce'nin aklına Pilano ile konuşmaları geldi.

"Gördüğün adam yemek yemeyen, süslü takılar takmayan, kıyafetleri olmayan bir gorphan mıydı?"

Böyle demişti Pilano, Letruce onun silahlardan başka bir şeyle ilgilenir gibi görünmediğini söyleyince.

Avcılar korusunun yakınında, patika yolun ortasında aynı adamı gördüğünde, korkudan nefesi kesildiğinde işte bunları düşünüyordu Letruce. Uzun boylu ve siyahlar içindeki adam koru patikasının tam ortasında duruyordu. Yüzünde belirgin bir sırıtışla çocuğa doğru yaklaştı. Letruce avcıların çadırlarını görebiliyordu, neden hiçbir hareketlilik yoktu?

Tek başına avcıları öldürmüş olamaz diye içinden geçirdi Letruce. Hayır, bu imkânsız. Sakin olmalıyım.

"Neler düşündüğünü tahmin edebiliyorum küçük avcı," dedi gölgelere bürünmüş adam. Adamın ses tonu Letruce'nin tüylerini diken diken etti. "Korkuyorsun, çünkü dün karşılaştık ve gözünün gördüğü herkese benden bahsettin. Bugün ise karşındayım." Adamın yüzündeki sırıtış yayıldı, sırıtışı olmasa yüzü resmen silik, belirsiz bir figürdü. Adamı tanımlamak, uzun boylu olmasının dışında birine tarif edebilmek imkansızdı.

"Ne istiyorsun?" dedi Letruce, sesinin tonundaki sertlik ve kesinlik onu bile şaşırttı, halbuki çok korkuyordu. Sanki onun yerine başka biri konuşmuştu, daha da cesaretlendi. "Sana güvenmiyorum."

Gölgeler içindeki adam derinden gelen tok bir kahkaha attı. "Güvenmemekte haklısın," dedi alçak bir ses tonuyla. "Çünkü ben dostun değilim avcı. Kehanetleri sever misin?"

Letruce içinde kabaran ve gittikçe büyüyen nefreti hissetti.

"Sen..."

Sesi buz gibi ve tehditkâr çıkıyordu, karşısındakinin kim olduğunun farkına varmıştı. Bu, tarif edilemez bir histi. Olmuş bitmiş ve olacak biteceklerin hepsini görebiliyordu sanki. Yaşadığı bu deneyimi anlatmaya Gandrodi’deki tüm kelimeler yetersiz kalırdı.

"Sen onlardansın… Gorphansın. Alçak."

Adamın sırıtışı şeytani bir ifadeyle aydınlandı. "Evet sefil avcı. Ayrıca o ahmak ihtiyarla neler karıştırdığınızı da çoktan gebermiş olması gereken o kuşla ne konuştuğunuzu da biliyorum."

Letruce, gorphanın onun yaptığı her şeyi bu kadar iyi bilmesi sebebiyle dehşete düştü.

"Sen…" dedi hayretle. "Sen nasıl bir yaratıksın?"

"Adım Rothamin," dedi gorphan boğuk bir sesle. Şimdiki sesi insandan daha uzak bir mahluğu andırıyordu veya Letruce onun gerçek yüzünü görmeye başlamıştı. Gorphan hırıltılı bir nefes aldı. "Bu ismi asla unutma. Kehanetim budur! Ölümün benim elimden olacak. Ama şimdi değil sefil avcı, şimdi değil. Daha vakti gelmedi, elimden kurtulamayacağın o gün daha gelmedi."

"Cehenneme git," dedi Letruce tiksintiyle ve kemerindeki bıçağı çıkardı. "Hepinizi geberteceğim…"

O sırada avcıların dört bir yandan koruluğun patikasına doluştuğunu gördü.

"Letruce!" diye bağırdı tanıdık bir ses, Lider Yak-Pab'dı bu. Onlarca avcı etraflarını sarmıştı ve yaylarını gölgeli figüre nişanlamışlardı. Yak-Pab ve beraberindeki birkaç avcı da kılıçlarını çekmiş ve onlara doğru yürüyordu.

"Kıpırdama iblis."

Yak-Pab otoriter bir sesle konuştuğunda adının Rothamin olduğunu söyleyen gorphandan karşılık olarak bir kahkaha yükseldi.

"Aciz insan, kendini ne zannediyorsun?"

Letruce Yak-Pab'ın bacaklarının gerildiğini ve atlamak üzere hazırlandığını gördü. Avcılara talimat vermek üzere de elini kaldırmıştı. "Kıpırdadığın an şişlenirsin."

"Bana hiçbir şey yapamazsın ahmak," dedi Rothamin tıslayarak. "Tekrar görüşeceğiz, geri döndüğümde kafatasını Bekçiler Çıkmazına götüreceğim." Gorphanın sesindeki nefret apaçık ortadaydı ve düzeyi gittikçe yükseliyordu.

"Sen, Yak-Pab, acılar içinde gebereceksin. Tıpkı bu çocuğun anasıyla babasını yıllar önce katlettiğimiz gibi." Eldivenli eliyle Letruce'yi işaret etmişti.

"Onun ailesi haydut baskınında öldü," dedi Yak-Pab. "Ben hayatta olduğum sürece çocuğu nefretle doldurarak tuzağa çekemezsin. Unut bunu. Yenilecek ve geldiğiniz yere geri sürüleceksiniz çarpık casus. Yafren size mezar olacak."

"Göreceğiz," dedi Rothamin tükürür gibi fısıldayarak. "Göreceğiz Yak-Pab. Kalbini kuduz köpeklere, leşini Hamthus'un kara kuzgunlarına yem etmezsem ruhum yıkım fırtınalarında ebediyen kavrulsun..."

Yak-Pab gorphanın üzerine haykırarak atılırken kılıcını var gücüyle savurdu. Ama Rothamin gitmişti, kılıcı boşluğa savrulunca Yak-Pab dengesini kaybedip sendeledi, kılıcını toprağa sapladı ve dizlerinin üstünde yere çöktü.

"Or*spu çocuğu!" diye haykırdı avcıların lideri. Avcılardan bazıları hemen ona destek olmak için yanına geldi.

"Bırakın beni, çocuğa bakın!" Pilano omuz vererek liderini kaldırdı. Letruce onu ilk defa bu kadar sinirli görüyordu. O sırada kendi yüzünün de dehşet dolu bir ifadeye sahip olduğunu fark edince toparlanmaya çalıştı. Yak-Pab yanına geldi.

"İyi misin Letruce?" Çocuğu omuzlarından tutup bedenini kontrol etti. "Sana herhangi bir şey yaptı mı? Dokundu mu?"

"Hayır," dedi Letruce kafa sallayarak. "Sadece size yaptığı gibi, beni de tehdit etti. Kehanette bulunduğunu, beni öldüreceğini söyledi." Letruce sertçe yutkundu, sakin görünmeye çalışıyordu. "Çok şey biliyor Lider Yak-Pab. Kara alev mantarının kimyasını değiştirmeye çalıştıklarını tespit etmiştik. Dün ustam mantarı kurtarmak için birtakım şeyler yaptı, kadim haberci Vehyor'la karşılaşmıştık ve onunla konuşmuştum. Bütün bunlardan haberi var. Rantem Usta'nın dükkanında gördüğüm adamla aynı kişi bu, dün ondan kimlere bahsettiğime kadar her şeyi biliyor."

"Hayır Letruce," dedi Yak-Pab ciddiyetle. "Senin öyle düşünmeni istiyor. Gorphanların kadim tekniğidir bu, istilaya başlamadan önce insanlar üzerine korku ve terör salarlar. Bildiği şeyleri binbir zorlukla, seni gizlice gözetleyerek öğrenmiş olmalı, sadece bunları çok kolay öğrenmiş gibi davranıyor."

Letruce başını sallasa da içi rahat değildi. Gorphanın anne ve babasıyla alakalı söyledikleri kafasını karıştırmıştı, neden onu tuzağa çekmek istesindi ki? Geleceği göremiyorlarsa Letruce'ye neden önem veriyordu?

"Kehanetleri anlamsız ve rastgele söylenmiş şeylerse neden benimle uğraşıyor? Onlara zarar verebilecek hiçbir gücüm yok."

Yak-Pab Letruce'ye beklemesini işaret etti. "Konuşacağız." Avcılara eliyle işaret verdi. "Koruluğa dağılın ve birbirinizle haberleşin. Hala buralarda bir yerde olabilir." Avcılar etrafa dağılırken Yak-Pab, Pilano ve Letruce avcı çadırlarına doğru yürüdüler. Yak-Pab'ın büyük çadırı içine girdiler. İçeride çeşitli hayvan kürkleri, boynuzları, başları asılıydı ve büyük yırtıcılara ait dişler, gagalar ve pençeler vardı. Bütün bu hayvan mezarlığı manzarasına rağmen çadırda güzel bir koku vardı, Letruce bunun büyülü bazı taşlardan ve çiçeklerden yayıldığını fark etti.

Yak-Pab'ın hazinesi oldukça genişti ve Letruce'nin hayatında daha önce hiç görmediği şeylere sahipti. Letruce etrafını incelerken Yak-Pab bir postun üzerine oturdu, Pilano da Letruce'ye Yak-Pab'ın karşısına oturması için başka bir post getirdi, ortadaki masanın üzerine üç bardak koydu ve soğuk, turuncu renkli bir içecek servis etti.

"Gorphanlar kehanette bulunmaz." Yak-Pab içeceğinden bir yudum aldı, Pilano'ya dönüp onaylarcasına başını salladı. "Güzel, portakallı mı bu?"

Pilano başıyla onayladı. "Belcas kıyılarında bulduğumuz türden efendim, güzel kokulu olandan. Sakinleştirici, ferahlatan bir etkisi var. Kabuğuyla birlikte kaynatılmasını istemiştim, iyi iş çıkarmışlar."

İşte avcılar böyleydi. Sanki az önce gorphanlar hakkında konuşmuyormuş gibi konu birden yeme içmeye bağlanabilirdi.

"Beğendiniz mi?" diye sordu Pilano da bir yudum alarak, sonra memnuniyetle o da başını salladı.

"Güzel olmuş," dedi Yak-Pab onaylayarak ve Letruce'ye de içmesi için eliyle işaret etti. "İç bakalım, hararetini alsın."

Letruce'nin bardağı ağzına götürmesiyle birlikte burnuna güzel, hafif bir koku geldi ve çocuk içecekten bir yudum aldı. Yak-Pab'ın söylediği kadar vardı, hafif tatlı ve yumuşak bir içecekti. Hissettirdiği ferahlık Usemil ve Badgu ile içtiği volodumun etkisine çok benziyordu, sadece aroması farklıydı ve volodum biraz daha tatlıydı. İçecek muhabbeti Letruce'nin kafasını biraz daha dağıtmış, çocuğu sakinleştirmişti.

"Gorphanlar zeki varlıklardır," diye devam etti Yak-Pab. "İğrenç ve akıllı yaratıklar. Kehanet dediğin şey zaten akıl yürütmekten başka nedir ki? Senin gelecekte onlar için potansiyel bir tehdit olduğunu fark etmiştir. Gorphanların casuslarının sezgileri kuvvetli olur, özel eğitimden ve işkencelerden geçmişlerdir. Karşımızdaki yaratık da muhtemelen öyle birisi, gorphanların kıdemlilerinden bile olabilir." Yak-Pab çenesindeki kısa, gri sakalını sıvazladı. "Sana kim olduğuyla alakalı herhangi bir ipucu verdi mi?"

"Direkt adını söyledi," dedi Letruce. "Yalan söyler gibi bir hali yoktu; adım Rothamin, bunu sakın unutma dedi..."

Pilano o sırada masadan içeceğini alıp biraz uzaklaştı, çadırın direklerinden birine yaslandı. Liderin yardımcısı konuşulanları sessizce, düşünceli bir ifadeyle dinliyor ama araya girip bir şey söylemiyor veya herhangi bir soru sormuyordu. Sanki zaten her şeyden haberi var gibiydi, Letruce onun gorphanlar hakkında söylediğini tekrar hatırladı, Pilano gerçekten gizemli ve ketum bir adamdı.

"Bana da öyle geldi,” diye onayladı Yak-Pab. “Yalansa bile bundan sonra ona Rothamin diyeceğiz." Kısa bir süre düşündü. "Sen, bu gorphan meselesini haber vermek için mi gelmiştin?"

"Evet, kulübenin yakınlarında bir gorphan cesedi buldum. Ustam ormanı yakmak niyetindeyken öldürüldüğünü söylüyor." Letruce ustasının talimatını hatırladı. "Bir de ustam sizinle handa konuşmak istemişti."

Yak-Pab içeceğini bir dikişte bitirdi. "Bilge Manhu'yu bekletmeyelim o zaman."

Letruce de içeceğinden büyük bir yudum aldı. Aklına o sırada bir şey geldi, Rothamin insan kılığında olmasına rağmen avcılar da Lider Yak-Pab da onun gorphan olduğunu biliyorlardı.

"Lider Yak-Pab," dedi çocuk yarı tereddütle. "Gorphanların varlığını zaten biliyordunuz, öyle değil mi? İnsan gibi görünüyor olmasına rağmen Rothamin'e iblis diye seslendiniz."

Yak-Pab onayladı. "En az bir aydır burada olduklarını düşünüyoruz." Ayağa kalktı ve Pilano'ya bir işaret yaptı. "Çavuş bir hafta önce onlar tarafından yaralandı, nehrin öte tarafında avdaydık, kuzeyde."

Yak-Pab silahlarını koyduğu yerden yayını ve oklarını aldı. "İnsanları paniğe sevk etmemek için kimseye bir şey söylemedik ama olayların bu hale gelebileceğini tahmin etmeliydim, önleyebiliriz zannetmiştim."

Pilano Yak-Pab'a yeni bir pelerin getirdi ve giymesine yardım etti. Bu pelerin gri ve süslüydü, avcıların giydiği klasik koyu yeşil pelerinden farklıydı.

"Hana mı gidiyoruz efendim?" dedi sarışın avcı.

Yak-Pab başıyla onayladı. "Letruce, sen de gelecek misin?"

Letruce ne konuşacaklarını merak ediyordu ve hana gitmek istiyordu ama ustası onu da handa istediğine dair kesin bir şey söylememişti, muhtemelen ne yapacaklarını tartışacaklardı. Letruce şiddetli merakını bastırdı, öğrenmesi gerektiği kadarını akşam ustasından öğrenirdi. Şimdi ise silah ustasının yanına gitmeli ve ok uçları yapmalıydı.

"Ben Rantem Usta'nın yanına gideyim," dedi Letruce. "Yayım için oklara ihtiyacım var. Çalışmalıyım."

Yak-Pab'ın yüzü ince bir tebessümle aydınlandı. "Aferin, kendi işini kendi gören adamları her zaman sevmişimdir." Pilano'ya göz kırptı. "Hana atlarla gidelim, yol üzeri Letruce'yi de silahçıya bırakırız."

Pilano başını salladı. "Emredersiniz efendim."

Birlikte çadırdan çıkarlarken Pilano'nun yüzünde bir sırıtma belirdi. "Rantem'in Letruce'ye yaptığı yayı gördünüz mü efendim? Bizden birine böyle bir yay yaptığını hiç görmemiştim."

Yak-Pab'ın gözleri Letruce'nin omzuna ve güneşte parlayan yeşil metalden yapılma yaya kilitlendi.

"Bakmaya fırsatım olmamıştı," dedi gülümseyerek. "Ver bakayım Letruce, görelim bakalım Rantem'in marifetini."

Avcıların atlarına doğru ilerlerken Letruce yayını omzundan alıp Lider Yak-Pab'a uzattı. Yak-Pab yayı iki eliyle tutarak çevirdi, gövdesine dokundu ve kirişine asıldı.

"Gerçekten harika bir silah olmuş," dedi sonra dudaklarını büzerek. "Rantem'e ben de bir silah yaptırsam iyi olacak." Yayı elinde tartarmış gibi hafifçe indirip kaldırdı, sonra tek eliyle gri sakalını sıvazladı. "Sanki biraz küçük ama tam senlik bir yay olmuş. Yayın küçüklüğünün avantajları da vardır, dezavantajları da. Avcı yayları ne kadar küçük olursa o kadar iyi ama oklarını da ona göre yapmalısın. Yeşil orsana da çok kaliteli bir metal, dengeli ve güzel bir silah bu."

Letruce Yak-Pab'ın yayını övmesinden dolayı çok mutlu oldu. Bir yayın kaliteli olup olmadığını bir bakışta anlayabilecek bir adam varsa o da avcıların lideriydi.

"Teşekkür ederim liderim," dedi Letruce gülümseyerek. "Ben de sizin gibi düşünüyordum." Pilano'nun otuz iki diş sırıttığını gördü, adamla göz göze gelince Pilano çocuğa göz kırptı.

"Güle güle kullan," dedi Yak-Pab. "Eğitimin Çavuş yeni toparlandığı için henüz başlamadı ama kısa zamanda ilk avına çıkabilirsin, hazırlıklı ol. Sana bir sürprizim olabilir."

-

“Hiçbir zaman terk edilmemiş bir yer için ‘geri dönüş’ gibi bir ifadeyi ancak ve ancak küstah insan türü kullanabilirdi.”

-Orman Ruhları Yazıtı, Batı Gastlober